Kayıtlar

Kutsal Direniş (Film Tahlili)

Resim
KUTSAL DİRENİŞ  Künye  Orijinal Ad: Yadon İlaheyya  Yönetmen ve Senarist:   Elia Suleiman  Yıl: 2001  IMDB:   6,6  Tür: Dram, Romantik, Savaş, Komedi  Dil: Arapça, ibranice, ingilizce  Oyuncular: Elia Suleiman, Manal Khader,  George Ibrahim, Amer Daher, Jamel Daher  Ülke: Fransa, Fas, Almanya, Filistin  Süre:   1,32 dk      Ödüller             FIPRESCI Ödülü (55.Cannes Film Festivali-2002)            Jüri Özel Ödülü   (55.Cannes Film Festivali-2002) Özet  Filistin ve İsrail arasındaki gerginlik ve bu gerginliğin tam ortasında küçük bir kasaba, Nazareth. Bu küçük kasabada yaşayan ve iş hayatındaki başarısızlığın yarattığı baskıdan bunalan bir adam (ES’in babası) , hayatının dizginlerini eline alarak çevresindekilere duyduğu küçük düşmanlıklarından zincirleme bir reaksiyon yaratmaya çalı...

Eriha (şiir)

Resim
Fosforlu Elma Dergisi, 4. sayı. Gölgesinde bir ağacın sever iken deveyi Bir elinde hurma, yarısı yenmiş, Bir elinde umut, eksem yetişir mi? Yetişir mi ağaç tohumdan, Yetişir mi Fatih umuttan, Ki düşünceler silsilesi olur mu su? Ufkun hayalî rengiyle yıkansa düşler Ve hatıralar tozlanmadan kaldıkça Bir buğu ile örtülüyor her biri. Ki yürekten çıkan ateş Çöl rüzgarı. Hande Nur ALTIN

Bir Zulmün Başlangıcı: Filistin'e Veda (Film Tahlili)

Resim
Bir Zulmün Başlangıcı: FİLİSTİN’E VEDA Orijinal Adı: بازمانده Vizyon Tarihi: 1995 Yönetmen: Seyfullah Dad Oyuncular: Salma al-Masri, Giana Eid,    Cemal Süleyman, Bassam Kousa. Tür: Dram Ülke : İran İslam Cumhuriyeti, Suriye. Süre: 120 dk. Yönetmen ve Oyuncular Hakkında: §   İranlı senarist, yapımcı ve yönetmen Seyfullah Dad (سیفالله داد) Hürremşehr'de doğdu. Sina Filmin kururucsudur. İran Sinema Evine başkanlık yaptı. 1997 ile 2000 yılları arasında ise İran'ın Kültür ve İslami İrşad Bakanlığında başvekillik yaptı. Birçok başarılı esere imza atan Seyfullah Dad 2009 yılında vefat etti. §   Suriyeli oyuncu سلمى المصري (Selma el-Masri) 10 Ocak 1948 tarihinde başkent Şam'da dünyaya geldi. İran-Suriye ortak yapımı Filistin'e Veda (1994) filmindeki rolü ile sinema kariyerine başladı. Ardından birçok Suriye ve Ürdün film ve dizisinde rol aldı. 2016 yılında Suriye Kültür Bakanlığı tarafından sanat kategorisinde Devlet Takdir Ödülü'ne layı...

Bulantı - Sartre (Güncel Versiyon)

Resim
  Bulantı  (Fransızca:  La Nausée ),  Jean-Paul Sartre 'ın 1938 yılında yayımlanan edebiyat alanındaki ilk yapıtıdır. Roman, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.   Günlük biçiminde yazılan kitapta, romanın kahramanı  Antoine'ın dünya karşısında duyduğu tiksinti anlatılır. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Antoine'ın kendi bedenine de yöneliktir. "Varoluş"la yüz yüze gelen Antoine'ın geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri haline gelmiştir.   "Bulantı ,   Sartre'ın aynı adlı kitabı olmasının yanı sıra, terim olarak da Sartre'ın varoluşçu felsefesini ifade etmektedir. Dünyanın kendinde varlığı ("kendinde şey"), insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. Bilinç ise, ' kendi-için-şey'dir, ve o hiçlikle ortaya konur. Sartre, felsefi olarak 'Varlık ve Hiçlik' kitab...

Bulantı - Sartre (İnceleme)

Resim
 Bulantı (Fransızca: La Nausée), Jean-Paul Sartre'ın 1938 yılında yayımlanan edebiyat alanındaki ilk yapıtıdır. Roman, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Günlük biçiminde yazılan kitapta, romanın kahramanı Antoine'ın dünya karşısında duyduğu tiksinti anlatılır. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Antoine'ın kendi bedenine de yöneliktir. "Varoluş"la yüz yüze gelen Antoine'ın geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri haline gelmiştir. "Bulantı, Sartre'ın aynı adlı kitabı olmasının yanı sıra, terim olarak da Sartre'ın varoluşçu felsefesini ifade etmektedir. Dünyanın kendinde varlığı ("kendinde şey"), insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. Bilinç ise, 'kendi-için-şey'dir, ve o hiçlikle ortaya konur. Sartre, felsefi olarak 'Varlık ve Hiçlik' kitabında bu noktaları açıklar...

Aksa'da Uçan Kuş (Şiir)

Mescid-i Aksa'da bir çocuk  kuş olup gökyüzüne kaçtı. Vurdular kuşu kanadından, kanattan bir damla kan aktı.  Bir damla meğer ne çokmuş ya Rab!  Kuş damlayan kandan bir yol yaptı, buz kesen yüreğimize uzanan. Aksa'da damlayan kan yüreğimize aktı.  Bir damla gözyaşı bizden sıcaktı. Denk düşer diye kandırdık kendimizi.  Sonuçta bir damlaya bir damladan hem ne kadar fark olacaktı. Denk düşmedi, ciğerimizi yaktı.                             Hande Nur ALTIN                                               07.11.2014

Duvar (Hikâye)

Resim
 Saatlerdir tavanı seyrediyordu. Bedeni, ölü bir bedenin tabuttaki hareketsiz yatışı gibi kıpırtısızca yatağının nem kokulu koynundaydı. Bu, perdeleri sıkıca örtülmüş, gün ışığından mahrum odada değil, denizin mavi teninde kanat çırpmak istiyordu. Giyinip dışarıya çıkmak, Kadıköy'e ya da Üsküdar'a gitmek, sahilde saatlerce yürümek onun ellerindeydi fakat o, yattığı yerden o ânı düşlemeyi, o ânın güzelliğine hasret duymayı ve derinden iç çekişleri; yani bir hayali hakikate tercih ediyordu. Eğer kalkıp giderse o ânı hayli uzun süre beklediği için uzak bir hayalin hakikate dönüşmesi hiç olmadığı kadar lezzet verecekti.  İçinde bir sıkıntı vardı. Derin derin iç çekiyor fakat kıpırdamadan yatmaya devam ediyordu. Masanın üzerindeki sigara paketi gözlerini her kapatışında karşısında beliriyordu. Yirmi iki yaşındaydı ve sadece iki kez sigara içmişti. İlki bir inat uğrunaydı. İkincisi yine böyle bir zamanda olmuştu. Biraz sonra da üçüncüsü gerçekleşecekti. Şu an için bu arzuya kar...

yilancık ocakları - ilgili görseller

Resim
Kullanılan malzemeler Kullanılan malzemeler 1 Baş ağrısı için tedavi Baş ağrısı için tedavi 1 Taşlara yakın bakış Boyun ağrısı için tedavi Taşları yapıştırma faslı Dua okuma faslı Ağrıyı bıçakla kesme faslı ileri düzeyde yilancık hastası (solda) Çiftlik köyündeki ocak olan ev

Bir Zamanlar..

Bir zamanlar, asık çehrelerden buz tutmuştu kalbimiz. Bir tatlı tebessümüne muhtaçtık insanların ve bir gün bir adam gülümsedi bir kitapçıda, "Sadece bir insan," dedi, "sadece bir insan gülümseyerek geçse yanımdan, sadece bir insan günaydın dese bana, böyle bir adam olmazdım. Daha çok gençsin, okuma, okudukça gerçekleri göreceksin, gerçekler mutlu etmiyor, daha çok gençsin, bırak okuma." "Ben gülümsüyorum" dedim, "benim gibi gülümseyen çok insan var, bir gün siz de duyarsınız bir günaydın sesini, çok geç değil hiçbir şey için. Umut edin." Sonra terk ettik kitapçıyı, o belki bir günaydın aradı insan çehrelerinde belkiyse başka insanlara "okuma" demeye gitti. Bense etrafıma bakındım; önce onu aradığımı sandım, sonraysa simalardaki tebessümleri aradığımı fark ettim. İrkildim, bu insan kalabalığında boynu bükük bir tek tebessüm dahi yoktu. Ne ara böyle taş kesildi kalpler, dedim fısıldayarak. Kimse duymadı sesimi. Biraz önce yaşadıklarım, ...

Başıboş (Hikâye)

  Ağır ağır yürüyordu caddede; öyle dalgındı ki insan akışının ters yönünde olduğunu, insanların yürürken ona sürekli çarptığını fark edemiyordu. Nereye gidecekti, bilmiyordu; gitmesi gerektiği bir yer olduğunu seziyordu ama daha kaç saat böyle başıboş dolanılırdı?   Bir kızla çarpıştı, kızın elindekiler yere düştü. Gerçek dünyanın farkına ancak böyle varabildi. Özür dileyip yolun diğer köşesine geçti, adımlarını hızlandırdı. Sabahın bu erken saatine rağmen ne kadar çok insan vardı ama onun bu başıboş yürümelerine karşın tüm bu insanların gidecek bir yerleri olduğu gözlerindeki kararlı ve endişesiz bakışlardan belli oluyordu. Bir o mu vardı ne beklediğini bilmeyen? Oysa Beckett'in de dediği gibi: "-İnsan biliyorsa eğer -Sabretmekten yılmaz -Neyi beklemek gerektiğini biliyorsa -Endişeye mahal yoktur -Sadece bekler."..   "Neyi bekliyorum, ne bulmayı umuyorum ya da kiminle karşılaşmayı? Belki de gidip bir film izlemeliyim." dedi ve bu kez ne istediğin...